Türkiye’de LGBTİ Hareketi ve Siyaset

lgbti_manşet

Türkiye’de LGBTİ (lezbiyen, gey, biseksüel, trans ve interseks) hareketinin siyasi görünürlüğü, 2013 yılının Haziran ayında başlayan Gezi direnişi boyunca parkta süren LGBT Blok deneyimi, ardından SPoD LGBTİ’nin çağrısıyla İstanbul’da bir araya gelen bağımsız LGBTİ Siyasi Temsil ve Katılım Platformu ve yerel seçimlere yönelik kampanya süreciyle önemli bir ivme kazanmıştır. SPoD LGBTİ olarak yerel seçimler sürecinde yürüttüğümüz çalışmalar ve bu yayını hazırlamamıza temel oluşturan yerel siyasette LGBTİ hakları için alan açma mücadelesi, böyle bir siyasi zeminde hayata geçirilmiştir. Bu bölümde şu anda hareketin geldiği aşamayı daha iyi görebilmek için Türkiye’de LGBTİ hareketinin siyasi mücadelesinde öne çıkan tarihsel dönüm noktalarına değineceğiz.

Türkiye’de LGBTİ hareketi, 1990’lardan itibaren örgütlü bir mücadele ile her geçen yıl daha da güçlenerek radikal bir toplumsal harekete dönüşmüştür. Ortaya çıkışı itibarıyla bir varoluş mücadelesi olarak başlayan LGBTİ hareketinin, geçtiğimiz yıllarda ise hareketin çıkış noktası olan görünürlük ve tanınma taleplerinin ötesinde daha geniş bir hak mücadelesine evrildiğini söylemek mümkündür.

Hareketin tarihselliğine bakacak olursak, Türkiye’de LGBTİ hareketi dünyaya kıyasla oldukça geç bir dönemde, 1990’lı yıllarda ortaya çıkmış, fakat sosyal hareketler açısından kısa sayılabilecek 20 yıl gibi bir sürede destek tabanını toplumsal muhalefetin farklı bileşenleriyle kurduğu dirsek teması sayesinde genişleterek büyük bir yol almıştır. Türkiye’de LGBTİ hareketinin tarihi İstanbul’da Lambda ve Ankara’da KAOS-GL’nin 1990’ların başında birer LGBTİ oluşumu olarak ortaya çıkmalarına dayandırılabilir.

Takip eden yıllarda İstanbul ve Ankara’da sokak eylemleriyle kamusal bir görünürlük de kazanan hareket, 2000’lerin ortalarına gelindiğinde oluşumların dernekleşme sürecine girmesiyle resmi kurumlar nezdinde de bir tanınma sağlamıştır.

LGBTİ oluşumlarının ortaya çıkışından önceki döneme baktığımızda ise 1980’li yıllarda darbe sonrası siyasi baskının, tüm muhalif kesimler üzerinde olduğu gibi, yeni yeni görünür olmaya başlayan eşcinsellere ve translara yönelik de sistematik bir yıldırma politikası şeklinde yaşandığını görüyoruz. Trans bireylere yönelik dayak, ev basma ve hatta yaşadıkları kentlerden sürülmeye varan şiddet ve baskı karşısında başlatılan 1987 tarihli açlık grevi Türkiye tarihinde LGBTİ’lerin ilk siyasi eylemi sayılabilir.

18 Nisan 1999 Yerel Seçimleri’nde Demet Demir, ÖDP’den Beyoğlu Belediye meclis üyesi adaylığıyla, Türkiye’de yerel seçimlerde aday olan ilk trans birey olarak tarihe geçti.

Hareket, 2000’li yıllarda kamusal alanda görünürlüğünü arttırarak siyasi partiler, işçi sendikaları ve çeşitli toplumsal hareketler içinde de LGBTİ haklarını savunmaya başladı. 2001 yılındaki 1 Mayıs gösterilerinde Kaos GL’nin ilk defa kendi pankartıyla ve grup kimliğiyle alana çıkışıyla Türkiye’deki eşcinseller ve translar kamusal alanda örgütlü biçimde ilk defa varlıklarını ortaya koymuş oldu. Daha sonra Lambdaistanbul da 2002 ve 2003 yıllarında

İstanbul’daki 1 Mayıs gösterilerine kendi kortejleriyle katıldılar. LGBTİ hareketi, kadın hareketinden de aldığı güçle, 2000’li yılların başında çalışmalarına başlanan, 1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe giren yeni Türk Ceza Kanunu’nun ayrımcılığı yasaklayan maddesine cinsel yönelimin girmesi için önemli bir gündem oluşturmayı başardı. 2004 yılında kadın ve LGBTİ örgütleri TBMM Adalet Alt Komisyonu’na taleplerini ilettilerse de kanunda cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği kavramlarına yer verilmedi.

Demokratik Halk Partisi (DEHAP) 2003 yılında programında “cinsel yönelimlerinin farklılığından dolayı ayrımcılığa son verilmesi” başlığı ile partinin bu alanda da mücadele edeceğini ve LGBTİ haklarını savunacağını duyurdu. DEHAP’ın bu ilk adımının ardından gelen yıllarda da Kürt hareketini temsil eden siyasi partiler, özellikle de bu partilerde siyaset yapan feminist kadınlar, LGBTİ haklarına destek vermeye devam ettiler.

Avrupa Birliği Uyum Süreci kapsamında 2005 yılında değiştirilen Dernekler Yasası sayesinde, Ankara’da Kaos GL ve Pembe Hayat, İstanbul’da Lambdaistanbul ve İstanbul LGBTT resmi dernek statüsüne kavuştu. 2007 yılında İstanbul Valiliği, Lambdaistanbul Derneği’nin “genel ahlak” ve “Türk aile yapısına aykırılık” gerekçesiyle kapatılması için dava açtı.

Davaya karşı 2008 yılında 5000 imza toplanmasının ardından Demokratik Toplum Partisi (DTP) Milletvekili Sebahat Tuncel ve ÖDP Milletvekili Ufuk Uras TBMM’de konuya dikkat çektiler. Avrupa Birliği İlerleme Raporu’nda da değinilen “Lambdaistanbul Kapatma Davası” uluslararası basında geniş yer bulmuş, süreç 2009 yılında derneğin kapatılması yönündeki yerel mahkeme kararının Yargıtay tarafından bozulmasıyla sona ermiştir.

22 Temmuz 2007 genel seçimlerinde Demokratik Toplum Partisi (DTP), Özgürlük ve Dayanışma Partisi (ÖDP), Emek Partisi (EMEP) ve Sosyalist Demokrasi Partisi (SDP) milletvekilleri yüzde 10’luk seçim barajı sebebiyle bağımsız adaylıklarını ilan ederek “Bin Umut Adayları” olarak blok oluşturdular. Bu blok, azınlıkların ve ayrımcılığa uğrayan tüm grupların haklarını ön plana çıkaran bir kampanya düzenledi. Aynı blokta yer alan İstanbul 2. Bölge Bağımsız Milletvekili Adayı Baskın Oran “Türk Kürt’ü, Kürt Ermeni’yi, Ermeni Çingene’yi, Çingene Çerkez’i, Çerkez işsizi, işsiz kadınları, kadınlar Alevi’yi, Alevi eşcinselleri savunacak” sloganı ve LGBTİ hareketine desteği nedeniyle Lambdaistanbul ve bağımsız LGBTİ aktivistleri tarafından desteklendi. Oran, o dönemde Türkiye’de yaşayan LGBTİ’lerin sorunlarını seçim kampanyalarıyla kamusal alanda ifade eden ilk milletvekili adayı oldu. Bu kampanya LGBTİ hareketi üzerinden önemli bir etki yaratmış, LGBTİ’lerin problemlerinin yanında Ermeni, Kürt, Çingene gibi grupların da haklarını savunan Oran’ın söylemleri büyük destek almıştır. Baskın Oran seçimler sonucunda milletvekili seçilemese de o sene LGBTİ haklarının siyasi bir kampanya çerçevesinde savunulmasıyla önemli bir görünürlük sağlanmış oldu.

Hem Oran’ın kampanyası hem “Lambdaistanbul Kapatma Davası” üzerine yaşanan tartışmalar nedeniyle, her sene Haziran ayının son haftası yapılan Onur Yürüyüşü’ne o yıllar için rekor sayılabilecek bir katılım sağlanmıştır. Bir önceki sene 150 kişinin katıldığı yürüyüşe 2007 yılında 1000’den fazla kişi katılmıştır.

2007 yılında, Demet Demir ÖDP tarafından Isparta milletvekili adayı gösterilerek, Türkiye’nin ilk trans milletvekili adayı oldu, fakat seçilemedi. 2009 yılında ise ilk trans muhtar adayı olarak Belgin Çelik, Beyoğlu Katip Çelebi Mahallesi’nde adaylığını gösterdi. Seçim kampanyasında LGBTİ aktivistlerinin desteğini alan Çelik seçimleri kazanamadı. Hem Demet Demir’in hem de Belgin Çelik’in açık trans kimlikleriyle seçim yarışına girmiş olmaları Türkiye siyasi tarihinde bir ilk olması açısından çok büyük bir öneme sahip olmakla birlikte, LGBTİ örgütleriyle siyasi partiler ve yerel yönetimler arasında sürdürülebilir bir ilişkinin kurulması için şartların henüz oluşmadığı o yıllarda, adaylık süreçleri bireysel girişimler olarak kalmıştır.

2008 yılında LGBTT Hakları Platformu mecliste anayasal eşitlik talep etti. Bu platform, Anayasanın “Kanun önünde eşitlik” maddesinde (10. Madde) cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği ifadelerinin eklenmesi talebini meclise sundu.

2010’lu yıllarda LGBTİ örgütlerinin dernekleşmesinin de ardından hukuki talepler ile ilgili kampanyalar ağırlık kazanmaya başladı. Nefret cinayetleri, nefret söylemleri, LGBTİ’lerin çalışma hakkı gibi hukuki mücadeleler hareketin gündeminde ön sıralara yerleşti. 2011 yılına gelindiğinde LGBTİ hareketinin en temel yasal mücadelelerinden biri, Yeni Anayasa sürecinde, anayasanın eşitlik maddesine cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği ibarelerinin eklenmesi için yürütülen kampanya oldu. Bu süreç aynı zamanda LGBTİ hareketi ile parlamentoda yer alan siyasi partiler arasındaki ilişkinin sıkılaştığı bir dönemi beraberinde getirdi.

Yeni Anayasa Sürecinin başlamasından önce ortaya çıkmış olan ortak talep, başta SPoD LGBTİ olmak üzere çok sayıda LGBTİ derneği, oluşumu ve bağımsız LGBTİ aktivisti tarafından milletvekilleri ve kamuoyu ile paylaşıldı. Bu döneme kadar Türkiye’deki mevcut siyasi partilerin çok azıyla ve kısıtlı bir ilişki içerisinde olan LGBTİ hareketi, bu yoğun temas sonucunda önemli bir siyasi baskı grubu haline gelmeye başladı. Vekiller mecliste LGBTİ’lerin sorunlarıyla ilgili olarak ardı ardına soru önergeleri vermeye başladı. On yılı aşkın süredir LGBTİ hakları mücadelesine destek veren BDP’nin çizgisine ek olarak, 2011 seçimlerinde CHP grubu içerisinde önemli bir etkinlik kazanan yeni CHP’nin milletvekilleri de LGBTİ hareketinin anayasal tanınma taleplerini mecliste aktif olarak seslendirdiler.

Anayasa Uzlaşma Komisyonu’nda BDP ve CHP milletvekillerinin cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği temelli ayrımcılıkla mücadelenin anayasada yer alması gerektiğine ilişkin ortak talepleri ve AKP ile MHP milletvekillerinin bu taleplere cepheden karşı çıkışı, LGBTİ hareketinin anayasal taleplerini, anayasa tartışmalarının merkezine oturttu. 2012 yılında SPoD LGBTİ, Yeni Anayasa Süreci’nde başlattığı kampanya kapsamında CHP, BDP ve Anayasa Uzlaşma Komisyonu ile görüşerek LGBTİ bireylerin anayasal taleplerini iletti. Ayrımcılık yasa tasarısı, yerel yönetimlerde çalışanların eğitimi ve nefret suçları yasa tasarısı gibi konularda komisyona görüş bildirdi. Bu kampanyaya Avrupa Parlamentosu’ndan da destek geldi. Avrupa Parlamentosu Türkiye Delegasyonu Başkanı Hélène Flautre, LGBTİ Hakları İntergrup Eşbaşkanları ve İntergrup üyeleri tarafından imzalanan bir çağrı mektubu, TBMM Başkanı Cemil Çiçek ve Anayasa Uzlaşma Komisyonu üyesi milletvekillerine gönderildi. İlgili madde Anayasa görüşmelerinde uzlaşma sağlanamayan maddeler arasında kaldı.

LGBTİ hareketinin farklı hareketlerle temasının arttığı son yıllarda LGBTİ’lerin yaşadıkları sorunların sadece kendi öz sorunları olmaktan çıkıp sol siyasetin ve genel anlamda özgürlük mücadelelerinin bir parçası haline de geldiğini söylemek mümkün. Yine bu dönemde artan sayıda siyasi parti, cinsiyet kimliği ve cinsel yönelim temelli sorunları tüzüklerinde ifade etmeye başladı ya da mecliste gündeme getirdi. Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi, Demokrat Parti, Barış ve Demokrasi Partisi, Halkların Demokratik Partisi, Özgürlük ve Dayanışma Partisi ve Türkiye Komünist Partisi günümüzde parti programlarında cinsiyet kimliği ve cinsel yönelim ayrımcılığıyla mücadele edileceğine açıkça yer verdi.

 

Gezi Direnişi ve LGBT Blok

7eadaaa2ced311e2b4f022000a1f9ac6_7

Haziran 2013’te başlayan Gezi Parkı Protestoları LGBTİ’lerin belleğinde önemli bir yer edindi. Her ne kadar internetin gelişmesiyle LGBTİ’lerin birbiriyle iletişimi kolaylaşmış gibi görünse de Gezi Parkı LGBTİ’lerin İstanbul’da sosyalleştikleri az sayıda mekandan biri olma özelliğini koruyordu. Bu nedenle hem örgütlü hem de hareketin dışından LGBTİ’ler de Gezi’deki yıkım ve talan karşısında sessiz kalmadılar, protestolarda bir araya gelerek ‘LGBT Blok’u kurdular. Hem Gezi sürecinin yarattığı dinamikle hem de LGBTİ hareketinin 20 yıllık sokakla iç içe örgütlülüğü ile şekillenen blok sayesinde LGBTİ bireylerin diğer birçok kişi, grup ve örgütle bağları oluşmuş, halihazırda var olan temas da güçlendirilmiştir.

Direniş boyunca LGBT Blok bileşenlerinin çatışmasız geçen günlerde Gezi Parkı’nda gerçekleştirdiği sürekli ve plansız yürüyüşler, atölyeler, basın açıklamaları LGBTİ’lerin mücadele içindeki görünürlüğünün artmasına önemli bir katkıda bulundu. Aynı ay içinde gerçekleştirilen 2013 LGBTİ Onur Yürüyüşü’ne 60 bin kişinin üzerinde katılımın olması da görünürlükle birlikte toplumsal desteğin artışını açıkça ortaya koydu.

Gezi protestolarının ardından LGBTİ hareketinin İstanbul, Ankara, İzmir ve Diyarbakır’da halihazırdaki görünürlüğü artarken, bu illerin dışında da hareket bir mücadele alanı olarak kendine yer açmaya başladı. Büyük illerde var olan Lambdaİstanbul, KAOS-GL, Siyah Pembe Üçgen, Pembe Hayat, İstanbul LGBTT, Sosyal Politikalar, Cinsiyet Kimliği ve Cinsel Yönelim Çalışmaları Derneği (SPoD), LGBTT Aileleri İstanbul Grubu (LİSTAG), Trans Danışma Merkezi Derneği (T-DER), MorEl Eskişehir LGBTT Oluşumu, Diyarbakır Keskesor LGBT ve Hebun LGBT gibi oluşumlara ek olarak, Antep’te ZeugMADİ, Edirne’de Trakya LGBTQİ, Mersin’de Mersin LGBT 7 Renk, Adana’da Queer Adana, Malatya LGBT Oluşumu, İstanbul’da Hevi LGBT İnisiyatifi, Trabzon’da Mor Balık LGBT, Giresun’da Gökkuşağı LGBT Grubu ve Antalya’da Pembe Caretta LGBTQ kuruldu. Hem Gezi sürecinin yarattığı toplumsal ve siyasi meşruiyet, hem de yeni örgütlerin ortaya çıkışıyla birlikte hareketin coğrafi olarak genişlemesi, LGBTİ hareketini siyasi bir irade ortaya koyabilecek bir aşamaya taşıdı.

 

LGBT Siyasi Temsil ve Katılım Platformu

lgbti-evet

Gezi protestolarının ardından İstanbul’da bulunan LGBTİ örgütleri ve bağımsız aktivistlerinin SPoD’un çağrısıyla bir araya gelerek başlattıkları tartışmalar üzerine ortaya çıkan LGBT Siyasi Temsil ve Katılım Platformu, LGBTİ’lerin yerel seçimlere ilişkin bağımsız ve ortak bir siyasi bir tutum sergilemesi için bir zemin sağladı. Güncel siyaseti tartışmak, LGBTİ haklarının mücadele alanlarından biri olarak yerel politikayı gündemleştirmek için ortaya çıkan Platform, önemli bir ihtiyaca cevap verdi. LGBTİ’ler olarak yaşanan sorunların siyasi dile dökülmesinin yollarının arandığı, İstanbul’daki bütün LGBTİ örgütlerinin ve bağımsız aktivistlerin yer aldığı platform birçok anlamda güçlendirici bir deneyim oldu ve LGBTİ hareketi içerisinde önemli tartışmaların da önünü açtı.

Platformda yürütülen tartışmalarda bir yandan LGBTİ hareketi olarak izlenecek ortak siyasi hattın nasıl olması gerektiğine odaklanılırken, bir yandan da kurumsal siyasi yapılara, LGBTİ’lerin siyasetin içinde yer almasının siyasetin yapısını nasıl dönüştürebileceğini anlatmanın yolları arandı.

Farklı siyasi görüşlerden LGBTİ aktivistleri, LGBTİ’lerin siyasi temsili ve mevcut partilerle ilişkilenmek konusunda görüşlerini birbirleriyle tartışarak yol aldı. Bu iç tartışmaların bağımsız bir LGBTİ hakları çizgisinin oluşmasına yaptığı katkıya ek olarak, Platform aynı zamanda LGBTİ’lerin var oldukları siyasi yapılara da mücadeleyi taşımaları için bir köprü görevini üstlendi.

Platformun “Biz kimiz?” metninin de ortaya koyduğu gibi LGBTİ’lerin siyasete katılımını ve siyasette temsilini desteklemek, LGBTİ’lerin yerel siyasi taleplerini duyurmak, “LGBTİ’ler için yaşanabilir bir şehir mümkündür” demek amacıyla yola çıkan Platform, yerel seçimler öncesinde kurumsal siyasi yapıları LGBTİ hakları konusunda bir tutum almaya zorlamayı da amaçladı.

 

SPoD LGBTİ Yerel Yönetimler Siyaset Okulu

2.siyaset-okulu-katılımcılar

İstanbul’da oluşturulan platformun çalışmalarının yanında SPoD, Türkiye’nin 10 farklı ilinden gelen LGBTİ aktivistlerinin katılımıyla bir haftalık Yerel Yönetimler Siyaset Okulu’nu düzenledi. Siyaset Okulu kapsamında bir yandan LGBTİ aktivistlerinin temsili demokrasi kurumları içerisinde etkin görevler üstlenebilecek becerileri kazanmasına yönelik güçlendirme çalışmaları sürdürülürken, bir yandan da farklı illerde yaşayan LGBTİ aktivistleri, yaşadıkları sorunları ve bu sorunların ne ölçüde yerel ne ölçüde ulusal düzeyde tanımlanabileceğini birlikte tartışma fırsatı buldular. Adana, Ankara, Antalya, Dersim, Diyarbakır, Eskişehir, Gaziantep, İstanbul, İzmir ve Mersin illerinden gelen katılımcıların okul süresince ve sonrasında yürüttükleri tartışmalar LGBTİ mücadelesinin yerel farklılıkları gözeterek ve yerel siyasi dinamiklerle ilişkilenerek yürütülmesinin önemini ortaya çıkardı.

Yerel Yönetimler Siyaset Okulu Sonuç Bildirgesi yerel yönetimlerden LGBTİ bireylerin taleplerini somutlaştırdı ve talepler metni 14 LGBTİ dernek ve oluşumunun imzasıyla yayımlandı.

Yerel Yönetimler Siyaset Okulu sonrasında SPoD, İstanbul’da farklı siyasi partilerin belediye başkan aday adayları ile görüştü ve aday adaylarına yerel yönetimlerden LGBTİ’lerin taleplerini aktardı. Adaylıkların kesinleşmesinin ardından ise, SPoD aktivistleri belediye başkan adaylarından yerel yönetimlerden LGBTİ’lerin taleplerini içeren LGBTİ Dostu Belediyecilik Protokol Metni’ne imza koymalarını talep etti. Siyaset Okulu katılımcılarının da kendi illerindeki adaylarla ilişkilendiği bu süreç hem belediye başkan adaylarının LGBTİ haklarını yerel ölçekte nasıl hayata geçirebileceklerine ilişkin bilgilendirilmesine yaradı, hem de LGBTİ hareketinin yerel siyasetin yeniden oluşumunda aktif bir siyasi özne olarak yer almasını sağladı.

 

2014 Yerel Seçimleri – LGBTİ Dostu Belediyeler, Açık Eşcinsel Ve Trans Kimlikli Adayların Seçim Kampanyası Süreci

2014 Yerel Seçimleri’nde LGBTİ hareketi, yerel yönetimlerden ortak LGBTİ taleplerini oluşturma ve belediye meclis üyeliklerine aday olma stratejileri uyguladı. Birinci strateji kapsamında yerel seçim kampanyası olarak LGBTİ Siyasi Temsil ve Katılım Platformu doğdu, SPoD LGBTİ ve diğer örgütlerin katkılarıyla bir kampanya başlatıldı. İkinci strateji kapsamında ise, CHP’den Beyoğlu, Beşiktaş ve Şişli’den belediye meclis üye adayları, HDP’den Kadıköy, Beyoğlu, Avcılar, Şişli ve Ankara Çankaya’dan meclis üyesi adayları, BDP’den Mersin Yenişehir belediye meclis üyesi adayı, TKP’den Ankara Çankaya belediye meclis üyesi adayı, DSP’den ise Mersin Mezitli belediye meclis üyesi adayı açık LGBTİ kimlikleriyle seçimlere katıldılar.

2014 Yerel Seçimleri LGBT Belediye Meclisi Üyesi Aday Listesi

lgbti-adaylar

HDP (Halkların Demokratik Partisi)

1-Asya Elmas (İstanbul – Kadıköy, 2. sıra)

2-Ebru Kırancı (İstanbul – Beyoğlu, 4. sıra)

3-Şevval Kılıç (İstanbul – Şişli, 2. sıra)

4-Niler Albayrak (İstanbul – Avcılar, 2. sıra)

5-Abdulhalim Karaosmanoğlu (Ankara – Çankaya, 2. sıra)

 

CHP (Cumhuriyet Halk Partisi)

1-Boysan Yakar (İstanbul – Şişli, yedek)

2-Sedef Çakmak (İstanbul – Beşiktaş, 27. sıra)

3-Çelik Özdemir (İstanbul – Beyoğlu, 12. sıra)

 

TKP (Türkiye Komünist Partisi)

1-Tunca Özlen (Ankara – Çankaya, 1. sıra)

 

BDP (Barış ve Demokrasi Partisi)

1-Elif Tuna Şahin (Mersin – Yenişehir, 4. sıra)

 

DSP (Demokratik Sol Parti)

1-Baki Uguz ( Mersin – Mezitli, 2. sıra)

 

SPoD LGBTİ, Gökkuşağı Aile Grubu, Trans Danışma Derneği, Kaos GL, Mersin 7 Renk LGBT Derneği ve Queer Adana’nın da içinde yer aldığı Bağımsız Seçim İzleme Platformunun gözlemlediği 30 Mart 2014 Yerel Seçimleri’nde LGBTİ Dostu Belediyecilik Protokol Metni’ni imzalayan dört belediye başkan adayı seçimleri kazandı, böylelikle Beşiktaş, Şişli, Kadıköy ve Mersin Akdeniz Belediyeleri LGBTİ dostu politikalar uygulamayı taahhüt ederek seçilen ilk belediyeler oldular. Belediye meclis üyeliklerine CHP’den aday olan Boysan Yakar ve Sedef Çakmak, Şişli ve Beşiktaş belediyelerinde danışmanlık görevine getirildi. Trans aktivist Elif Tuna Şahin ise Mersin Akdeniz Kent Konseyi sekreteryasında göreve başladı. LGBTİ hareketinin örgütlü biçimde bu kadar yoğun ilgi gösterdiği ilk seçimler olan, 2014 Yerel Seçimlerinde LGBT adayların hiçbiri seçilememiş olsa da, atanma yöntemiyle yerel yönetimlerde karar mekanizmalarında yerlerini aldılar.

LGBTİ dostu belediyeler, seçimlerin ardından LGBTİ’lere yönelik hizmet ve uygulamalarını oluşturmaya başladılar, ilerleyen bölümlerde detaylıca ele alınan bu hizmet ve uygulamaların LGBTİ örgütlerinin takibi ve desteğiyle sürdürülmesi uzun vadede, LGBTİ’lerin sağlık, barınma, istihdam ve sosyal hizmetler alanlarındaki ihtiyaçlarına çözüm üretme potansiyelini taşımaktadır.

Yerel seçimlerin LGBTİ hareketinin gündeminde geniş yer bulmasının ardından 2014 Cumhurbaşkanlığı Seçimleri’nde de, Cumhurbaşkanı adaylarının siyasi söylemleri LGBTİ eşitliği perspektifiyle mercek altına alındı. Bu süreçte Halkların Demokratik Partisi’nin adayı olan Selahattin Demirtaş’ın LGBTİ haklarına verdiği “ama’sız” destek LGBTİ hareketi içinde de büyük bir etki yaratmıştır. Türkiye siyasi tarihinde açısından bakacak olursak, LGBTİ haklarının Cumhurbaşkanlığı seçim kampanyasında bir söylem olarak yer alması LGBTİ hareketinin siyasi görünürlüğü anlamında gelinen çok önemli bir noktaya işaret etmektedir. Seçimlerin sonucunda Demirtaş’ın HDP’nin oy oranını arttırmış olması, LGBTİ haklarını siyasi olarak savunmanın oy kaybettirmediğinin göstermesi açısından da büyük önem taşımaktadır.

LGBTİ hareketinin siyasi partiler ve siyaset yapma mekanizmalarıyla olan tarihsel serüveninde öne çıkan dönemlere değindiğimiz bu bölümün, hareketin ileriye dönük siyasi mücadele pratiklerini oluştururken bir hafıza tazeleme işlevini görmesini umuyoruz.

* Bu metin, SPoD LGBTİ’nin hazırladığı Yerel Siyasette LGBTİ Hakları isimli yayından derlenmiştir.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s